Monthly Archives: Ocak 2012

Bilinmez Köşe

Sen o köşeyi yine döneceksin ama o köşe çok ıssız bir o kadar da korkutucu.
Benim için çok zor bir ihtimal, başkası olsa hayatta dolanmaz o köşeyi ölümle işi yoksa.
Rüzgâr bile esecekse kesen sokakta,
şöyle kafasını çevirip de öte yanına bakmaz o köşenin gözünü yumar da öyle eser.
Sokaktan kova kova yağmur suyu aksa bir damlası sonuna gelmez sokağın,
ya bir bahçeye kıvrılıverir ya da dipsiz bir rögara.
Kırk yılda bir bir araba geçer o da bin küfür,
tekerlekleri çamurun içerisinde bir kabus resmi bırakır da öyle gider.
Sen yine istiyorsan dön o köşeyi ama senin ağaçlar bile düşmandırlar orada.
Dallarını izinsiz kesmişler ya hepten düşürmüşler gölgelerini o lanet köşeye.
Kesilen dalların üzerinde yuvası olan kuşlar vardı ya sen aşağılardan keserdin gözlerinle.
Hah o kuşlar o köşeye tekrar ev yapacaklarına Afrika’ya göçtüler arkalarına bakmadan
Bir tek sen.
O çamurlu,
o prenses,
o havalı yürüyüşünle.
Bir tek sen karanlıkta insanın içini aydınlatan mırıltılı sesinle.
Bir tek sen uzamış tüylerin kapanmış gözlerin,
bir sen miyavlayarak dönersin o köşeyi.
Ağaçlara inat.
Bize, korkumuza inat,
sırtını yavaşça sürtüverirsin köşeye.
Ağaçlara patini atar törpülersin tırnaklarını kabuklarında.
Ben hafiften korkarak seslenirim sana
Yemek var sanırsın koşarsın.
Bense seni senden daha çok tanıyormuşçasına
Seni o köşeden almanın ne kadar önemli olduğunu düşünürüm.
Daha ciddi bulurum yemek yemenden.
İnsan değil miyim işte illa yapacağım şeyi büyütürüm.
Korkularımı büyüttüğüm gibi.

Reklamlar