Bazen Duygular Yeterince Açıktır ya da İki Dudağın Arasından Çıksın Diye Bekleme

Çok güzel bir ofisi vardı. En az -neredeyse griye çalan- buz mavisi gözleri kadar.

Sadece dudaklarıma bakıyor, ekrana bakmadan elleri klavyede notlar alıyor ve hiç durmadan sözlerimi onaylıyor gibi kafasını yukarı aşağı sallıyordu. Günüm uzun, işim kısaydı. Günümü güzelleştiren yabancı dudaklarımdan dökülen sözcükleri gözleri ile soyarken o kadar etkilenmiştim ki, gündüzlerimin tekrar kış gelmiş gibi kısalmasını bile kabul edebilirdim.

Baharın geldiğinin kanıtı üç cemremin bakışları uzadıkça, dudaklarımdaki kıştan kalma çatlaklardan utanmaya başlamıştım. Öz güvenim yıkılmak üzereydi. Bakışlarım kaderimin master yazarından kaçmaya başladı. Başka yerlere bakmaya çalışarak şuursuzca konuşmaya devam etmeye çalışıyorum. Göründüğü kadarıyla benden daha kaba olan bir yabancı, kapıyı vurmadan yavaşça içeri girince suçluluk duygum birden dağıldı. Yaşama sevincim ile aramızdaki bağ o kadar güçlenmişti ki, klavye ustası süper kahramanım birinin geldiğini fark etmedi bile. Gözleri dudaklarımda, harikalar diyarının kuyusuna düşmekte olan tavşan gibiydi.

Odaya giren yersiz, onu umursamayışımıza aldırmıyor, üzerime üzerime geliyordu. Suratında bir gülümseme ile yanımda durdu. Ayakta durmasına rağmen eğilerek kafasını benim kafamın seviyesine, hatta benim kafamın yanına kadar indirdi. Dudaklara bakmaktan kendini alıkoyamayan kalp kırıcım dikkatli bakışlarını ona çevirmiş, uçları dünyanın kütle çekimine yenik düşmüş dudaklarımı çoktan unutmuştu. Vefasız aşkım kendisine doğru atılan öpücükleri -ya da her ne iseler- sessizce karşılamaya başladı. Eğer odadaki saatin tik tak’ları olmasa standart sokak gürültüsünü unutup, sağır olduğumu düşünebilirdim.

Ofisten ayrıldığımda işim bitmişti. Profesyonel ömür törpüm, hem beni hem evraklarımı halletmişti. İmza karakteri anlatır derler… Aylık maaş + yol+ sigortaya çalışan katilimin nasıl biri olduğunu anlamaya karar verdim. İmzasından dudaklarımdan çıkamamış ama dudaklarda biten bir hikâyenin nedeni bulacaktım. İmzanın yanına iliştirilmiş, pembe kağıda özenle yazılmış bir not vardı. Sağır kalbime haykırılmış, aşk provokatörümden duygularımı kışkırtan bir cümle…

“Dudakların çok güzel.”

Featured image

Bugün hayatı okuma şekliyle dünyaya bakışımı değiştiren, kulakları duymayan ama kalp ritmi David Gilmour sololarına taş çıkartan sevgilim ile onuncu yılımızdayız. Ve on yıldır onunla ilgili “benim gibi birinde ne bulduğu”ndan başka anlamadığım hiçbir şey olmadı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: